Sait Faik Abasıyanık — doğum haritası
Sait Faik Abasıyanık adlı kişinin doğum haritası ne gösterir?
Sait Faik Abasıyanık, Türk öykücülüğünü olay merkezli anlatıdan durum ve izlenim anlatısına taşıyan yazardır. Balıkçıları, işçileri, çocukları, yoksulları ve kentin kıyısındaki insanları derin bir sevgiyle, sade ve içten bir dille anlattı. "Semaver" (1936), "Sarnıç" (1939), "Lüzumsuz Adam" (1948) ve "Alemdağ'da Var Bir Yılan" (1954) gibi kitaplarıyla modern Türk öyküsünün kurucu isimlerinden biri oldu. Tek romanı "Medar-ı Maişet Motoru" da bu çizgiyi sürdürür. Yaşamının büyük bölümünü Burgazada'da geçirdi; adası ve İstanbul onun anlatısının değişmez mekânı oldu. 1954'te kırk yedi yaşında yaşamını yitirdi. Adına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı, Türkiye'nin en saygın öykü ödüllerinden biridir.
Paylaş
Doğum
1906-11-23 · Adapazarı, Sakarya, Türkiye Güvenilirlik: X · saat yok Doğrulanmış doğum saati yok: yükselen ve evler gösterilmez.
Kıyının Yazarı
Balıkçılar, işçiler, sarhoşlar, çocuklar, adanın insanları — Sait Faik bunları gördüğü gibi yazdı, ne idealize ederek ne de aşağılayarak. Bu türden bir bakış, dünyanın kıyısına yerleşmeyi, oradan içini görebilmeyi gerektiren bir bakıştır. Yay Güneşi, yatay genişlemeyi, çokluğu ve keskin bir insanlık merakını taşır; Yay, tek bir gerçekle değil insanlığın bütün renkleriyle ilgilenir. Sait Faik'in öyküleri bu merakın ürünüdür: her figür, her mekân ve her diyalog bir merak nesnesine dönüşür, yargılanmak için değil anlaşılmak için var olur. Venüs ve Merkür de Yay'dadır; bu, hem değerlerin hem de dilin aynı ilkeyle örüldüğü anlamına gelir: açıklık, içtenlik ve büyük resme duyulan ilgi. "Lüzumsuz Adam" başlıklı öyküsü bu bakışın en saf hâlidir: toplumun kenarında duran, hiçbir işe yaramamış görünen insana, anlamsız bulunan varlığa bile derin bir saygıyla yaklaşmak.
Merkür-Mars: Söyleyen Kalem
Merkür, Yay burcundadır ve Mars ile neredeyse tam uyumlu bir açı içindedir — iki gezegen birbirini besler. Bu ikili birlikte çalıştığında, dil ve eylem arasındaki mesafe daralır: yazmak bir düşünce değil bir hareket hâline gelir, kalem bir araç değil doğrudan bir eylem organı olarak işlev görür. Sait Faik'in yazısı bu canlılığı taşır; cümlelerin içinde kımıldayan bir insan vardır, sayfaların içinde bir ses konuşur. Anlatı olay aktarmaz, yaşantıyı doğrudan bir hareketlilikle sunar. "Semaver" ve "Sarnıç" gibi erken dönem eserlerinden "Alemdağ'da Var Bir Yılan"a uzanan çizgide bu canlılık hiç kaybolmaz. Mars ile Neptün arasındaki gerilimli açı ise bu hareketi zaman zaman belirsizliğe taşır: eylem ile hayal gücü arasındaki sınır bulanır, ve öyküler tam da bu bulanık sınırda yaşar.
Balık Ayı: Büyük Şefkat
Ay, Balık burcundadır. Balık Ayı, duygusal dünyasını başkasıyla birleşerek ve o birleşme içinde eriyerek besler; sınırlar yumuşar, başkasının hissi kişinin kendi hissi gibi hissedilir, derin bir şefkat kapasitesi bu yapıyla birlikte gelir. Bir balıkçının kasılmış ellerine bakarken o eli içeriden hissetmek, gece dönünce ağırlanan mahalle sarhoşunun neden orada olduğunu anlamak — bu, sıradan bir empati değil, derin bir kaynaşma kapasitesidir. Ay ile Satürn yakın bir birleşim içindedir. Satürn, bu derin şefkate hem form hem de ağırlık verir: duygu sadece akmaz, bir şeyin içine kurulur, bir yapı kazanır. Bu birleşim aynı zamanda yalnızlık duygusunu ve zamanın ağırlığını derinlemesine taşıma kapasitesiyle birlikte gelir. Burgazada'daki o uzak ve sakin hayat, bu Ay'ın kendisine yarattığı çevredir; şehrin gürültüsünden uzak, ama insanlığın içinden çıkmayan bir yer.
Jüpiter-Neptün: Büyük Şiir Arzusu
Jüpiter, Yengeç burcundadır. Yengeç, aidiyet, kök ve korumanın burcudur; Jüpiter burada güçlü ve sıcak çalışır. Adası, İstanbul'un kıyıları, balıkçı tekneleri, tanıdık mekânlar ve tanıdık insanlar Sait Faik için hem ev hem de hammaddedir. Jüpiter ile Neptün yakın bir birleşim içindedir — iki gezegen birbirinin yanında, birbirini güçlendiriyor. Bu birleşim, hayal gücünün ve sezginin büyük boyutlara ulaşmasını sağlar; imgeler gerçeğe değil, gerçeğin ötesindeki bir şeye dokunur. Sait Faik'in öyküleri zaman zaman şiirle örtüşür; bir mekânın, bir zamanın, bir insanın tasviri yalnızca belgesel değil, duygusal bir gerçekliği açığa çıkarmak için yapılmış bir hamledir. "Alemdağ'da Var Bir Yılan"daki o doğa ile insanın iç içe geçmesi tam da bu birleşimin ürünüdür.
Mars-Neptün Gerilimi
Mars, Terazi'dedir. Terazi'deki Mars, eylemi doğrudan değil uyum içinde bulmak ister; çatışmadan kaçınır, güzelliği ve dengeyi aramak çok doğal gelir. Mars ile Neptün arasındaki gerilimli açı, bu eylem isteğini belirsiz bir sisli alanda bırakabilir: ne zaman harekete geçmeli, ne zaman durmalı, gerçek nerede başlar hayal nerede biter. Bu belirsizlik bir zayıflık değildir — ama Sait Faik'in öykülerindeki o titreşen, tam hiçbir şeyi çözüme kavuşturmayan, belirsizlikte asılı kalan anlatıyı anlamak için bu yapıyı bilmek gerekir. Öyküler olay örgüsünü çözmez; bir durumu yakalar ve bırakır. Bu bilinçli bir tercih gibi görünür, ama haritada bu hem bir tercih hem de bir yapısal eğilimdir.
Venüs ve Satürn: Sevginin Bedeli
Venüs, Yay burcundadır. Yay Venüsü, sevgide özgürlük, ufuk ve açıklık ister; bağ kurur ama örtülmek istemez. Venüs ile Satürn arasındaki gerilimli açı bu özgürlük isteğini daraltır: uzun vadeli sorumluluklar, kısıtlamalar ya da sevgiyle gelen ağırlık, sürtüşme noktasını oluşturur. Sait Faik'in öykülerinde hâkim olan yalnız figürler ve tamamlanamamış bağlar bu gerilimin bir yansıması gibi okunabilir; sevgiye yakın ama tam içine girilemeyen bir mesafe. Yaşamının büyük bölümünü Burgazada'nın sessizliğinde geçirmesi, bu mesafenin bilinçli bir tercihe dönüşmesi olabilir. Ama aynı mesafe, başkasına çok yakından bakmayı — bir balıkçının yüzüne, bir çocuğun gülüşüne — de mümkün kılar.
Jüpiter-Satürn Uyumu: Yapı İçinde Özgürlük
Jüpiter ile Satürn arasındaki uyumlu açı, büyük fikri disiplin altına alma kapasitesini sunar. Bu, öykü yazarlığında kendini biçimde gösterir: Sait Faik'in en özgür, en kaygısız görünen öykülerinin bile altında bir yapı vardır. Satürn ile Uranüs arasındaki uyumlu açı ise köklü biçimleri içeriden dönüştürme kapasitesini ekler. Türk öykücülüğünü olay merkezli anlatıdan durum ve izlenim anlatısına taşıması bu kapasitenin somut tezahürüdür: mevcut türü yıkmak değil, içinden yeni bir ses çıkarmak.
Kuzey Düğümü ve Chiron
Kuzey Düğümü, Aslan burcundadır. Aslan'ın yolculuğu, kişisel ifadenin özüne güvenmek, sahneye çıkmak ve yaratıcı sesini kamuya açmaktan geçer. Sait Faik, başka şeyler de yapabilirdi; öykü yazdı, adalarda yaşadı, kendi sesine sadık kaldı. Bu sadakat, Kuzey Düğümü'nün gösterdiği yolun bilinçli ya da bilinçsiz olarak izlenmesidir. Chiron, Kova burcundadır. Kova, toplulukla bağlantı, aidiyet ve insanlığın bütününe dahil olma hissiyle ilişkilendirilir. Bu yaranın dönüşümü, tüm toplumun kıyısındaki figürleri, sahipsizleri ve görünmezleri yazmaktır; kendi dışlanmışlık ya da ait olmama hissini, başkalarını görünür kılmak için bir kaynağa dönüştürmek. Adına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı bu dönüşümün sonsuza taşınan biçimidir.
Kuşak ve Şehir
Uranüs, Oğlak'tadır. Bu, köklerini yeniden inşa ederken değişimi içselleştiren bir kuşaksal damgadır. 1906 doğumluları, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş kuşağıdır; İstanbul hem değişmiş hem aynı kalmıştır, her ikisini de taşıyan bir bellekte büyümüşlerdir. Sait Faik'in İstanbul'u bu bellekten beslenir: Semaver'in dükkânları, Burgazada'nın tekneleri, kentin kıyısındaki rıhtımlar aynı anda hem kaybolmakta hem de yaşıyor. Neptün de Yengeç'tedir; Jüpiter ile birlikte çalışarak hem kök duygusu hem de o kökün aşılması arasında askıda bir yazı anlayışı yaratır. Her şey hem buradadır hem geçmekte.
Son Söz
Kırk yedi yaşında, ismi henüz tam oturmamışken yaşamını yitirmek — ama geride bir isim bırakmak ki her yıl en iyi öykücü o isimle anılır. Balık Ayı'nın büyük şefkati, Jüpiter-Neptün'ün sınırsız imgelem kapasitesi ve Merkür-Mars'ın eyleyen kalemi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, bir öykü derlemesi değil bir bakış biçimidir. Sait Faik'in bakışı hayatta; onu görenler bilir, nereden geldiğini. Kıyıda duran, ama içeriyi en iyi gören; yargılamayan, ama her şeyi kaydeden bir göz. Bu göz, Türk öykücülüğünün hâlâ geri dönüp baktığı bir referans noktasıdır.
Harita
Nasıl okunur →Sıkça sorulan sorular
Sait Faik Abasıyanık hangi burç?
Sait Faik Abasıyanık bir Yay burcudur; doğduğu sırada Güneş Yay burcundaydı (1906).
Sait Faik Abasıyanık için Ay burcu nedir?
Doğum haritasında Ay Balık burcunda yer alır. Ay burcu, haritanın duygusal ve içgüdüsel katmanını anlatır.
Sait Faik Abasıyanık ne zaman ve nerede doğdu?
Sait Faik Abasıyanık, 1906 yılında doğdu. Doğum yeri: Adapazarı, Sakarya, Türkiye.